En son Devlet İhale Kanun Tasarısı'nın değerlendirilmesi
12.10.2001 - 09:70 En son Devlet İhale Kanun Tasarısı'nın değerlendirilmesi
Şevket Çorbacıoğlu / İnşaat Mühendisleri Odası Genel Sekreteri
Son hükümetin ilgili bakanlığı Mayıs 2000'den başlayarak, Mayıs 2000, 19.02.2001 ve en son 26.06.2001'de olmak üzere tam 3 kez "Devlet İhale Kanun Tasarısı" hazırladı. Perspektifini çizeceğimiz 26.06.2001 tarihli son çalışma bu nedenledir ki; "En Son Devlet İhale Kanun Tasarısı" başlığı adı altında değerlendirilecektir.
Tasarıda temel gerekçe olarak; Avrupa'ya entegre olma sürecinde Batı normlarına konuşlanabilmemiz için "Avrupa uyum yasalarına" ters düşmemek gösterilse de, bana göre özdeki gerekçe; merkezi karar alma sürecinde, merkezi yönetimin ilgili aktörleri dikkate almamalarıdır. Örneğin, mühendislik bilimini ve disiplinini yakından ilgilendiren böylesi bir yasa çalışmasında, olgunun temel aktörleri olan üniversite ve TMMOB'ye niçin danışılmaz. Böylesi evrensel süreç niçin ortak işletilmez. İşte bundandır ki, -bırakın yasada, yasa tasarısında bile- enflasyonu yaşıyoruz. 19. yüzyıl tanzimatından bu yana "Devlet İhale Yasası" çıkarma uğraşı içindeyiz, fakat bu nedense yasalarla istenen çağcıl ölçütleri yakalayamıyoruz.
Haziran 2001'de ortaya çıkan "Devlet İhale Kanun Tasarısı"na böylesi bir pencere açarak değerlendirmeye çalışacağım.
Değerlendirme
Öncelikle 3. maddenin 9. paragrafında, "Arsası temin edilmeden mülkiyet, kamulaştırma ve gerekli hallerde imar işlemleri tamamlanmadan, uygulama projeleri yapılmadan ve bu projelere dayalı yaklaşık maliyet tespit edilmeden yapım işlerinde ihaleye çıkılamaz" denmesine karşın; "Doğal afetler nedeniyle ....." başlayıp, "Bakanlar Kurulu kararı alınması şartıyla ....." devam eden "..... Arazi ve zemin etütleri gerektirmesi nedeniyle ihaleden önce uygulama projesi yapılmayan işlerden, inşaatlarda ön proje, diğer yapım işlerinde ise kesin proje ve bu projelere göre tespit edilen yaklaşık maliyetle ihaleye çıkılabilir" denen 10. paragrafın ve onu tamamlayan 11. paragrafın keyfiliği öne çıkaracak siyasi ve ekonomik rant konseptini kurumsallaştıracak içerikte olduğunu belirtmek isterim. Özellikle 11. paragrafta öylesine uygulama projelerinden ve yaklaşık maliyet zorunluluğundan uzaklaşılmış ki, teknoloji gerekliliği ileri sürülüp hemen hemen tüm işler sıralanarak; her ne kadar ".... Gerekli hallerde arsa temin edilmesi, mülkiyet ve kamulaştırma işlemlerinin tamamlanması şartı aranmaz. Bu işlerde ihaleye çıkılabilmesi için ilgili mevzuatına göre kamu yararı kararının onaylanmış olması zorunludur" denmesine karşın parantez içinde, "Bu işler kapsamında yer alan bina ve benzeri mahiyetteki yapım işleri hariç" denerek keyfilik ardına kadar aralanıp, şeffaflığın önü kapatılmıştır adeta.
Aynı maddenin (3) 6. paragrafında, "Ödeneği bulunmayan hiçbir iş için ihaleye çıkılamaz. Ayrıca, birden fazla yılı kapsayan ihaleye çıkılabilmesi için..." denerek ".... Proje veya yaklaşık maliyetin yüzde 10'undan az olmamak -ki bu oran 19.02.2001 tarihli taslakta yüzde 20 idi- üzere yılı bütçe kanununda belirtilen oranda, sonraki yıllarda da proje süresine uygun ödeneğin 2. maddede yer alan kurum ve kuruluşların bütçelerinde bulunması zorunludur..." ibaresiyle "ödenek zorunluğunun" adeta iptal edildiğini gözlemlemekteyiz. Ödenekteki yüzde 20 oranının yüzde 10'a düşürülmesi bu gözlemi kuşku boyutunda somutlamaktadır.
Yaklaşık maliyetin tespitinde (madde 10) uygulanacak esas ve usulleri düzenleyecek "yönetmeliğin" hazırlanmasında "... ilgili idarelerin görüşleri alınmak üzere..." denmektedir. Buna açıklık getirerek ilgili idareler arasında yok ise, TMMOB ve ilgili odalara yer verilmelidir. Ayrıca, yaklaşık maliyetin tespitinde işin özelliğine göre maliyetin belirlenmesi sırasında fiyat araştırması yapacak belediye, ticaret odası, sanayi odası ve borsa gibi kuruluşların yanında TMMOB ve bağlı odalar da dikkate alınmalıdır.
İhale komisyonunun oluşumunda (m.12) teknik değerlendirme gerektiren işlerde ihaleyi yapan idarede, ihale konusu işin uzmanının bulunmaması halinde bu kanun kapsamındaki idarelerden üye alımında TMMOB (Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği) bir kamu kurumu olması nedeniyle TMMOB ve bağlı odalar bu kanun kapsamında idare olarak görülmeli ve üye alınmalıdır. Çünkü, yapılan iş mühendislik ve mimarlık disiplinini yakından ilgilendiren teknik bir olgudur.
İhale yetkilisi
"İhale yetkilisi" madde 4'te şöyle tarif edilmektedir: "İdarelerin ita amiri veya ita amiri yetki ve sorumluluğuna sahip kişi ve kurullar..." ihale komisyonunun oluşumundan, ihalenin iptaline dek büyük yetkilerle donatılmış, yukarıda tanımlanan "ihale yetkilisi" bu yetki donanımı içinde; "madde 12-13-14-15" incelendiğinde sebep belirtilmeksizin ihaleyi iptal edebilmekte veya ihale yapılabilmektedir. Ayrıca, bakan oluru ile ihaleye çıkılabilmekte... Kısacası, AB üyeliğine hazırlandığımız şu günlerde Batı'nın teknolojik ve yapılabilirlik kriterlerine uygun ve şeffaf bir yasa olması gerekirken, keyfiliği öne çıkaran bir yasa özelliği taşıdığını gözlemliyoruz. DİK Tasarısı'nın keyfilik boyutundaki şeffaf olmayan bu yaklaşımı 24, 25, 26. maddelerde somut olarak karşımıza çıkmaktadır.
Kesin teminta (madde 42) bölümünde belirlenen yüzde 10 teminat oranı; finans kolaylığına sahip, fakat teknik beceri ve birikimden yoksun şirketleri öne çıkarması bağlamında sakıncalı. Bu nedenle eski yüzde 6 oranı uygulamada kalmalıdır.
Sözleşmede belirtilen işin artış veya eksilişinde (m. 46) özellikle uygulama projesi yapılmayan birim fiyat/teklif türü üzerinden ihale edilen işlerde, ihale bedelinin yüzde 20'sinden fazla olan ve zorunlu hale gelen her türlü iş artışı idarenin isteği, yüklenicinin kabulü ve ilgili veya bağlı bulunan bakanın onayı ile süre hariç aynı sözleşme ve şartname hükümleri çerçevesinde aynı yükleniciye yaptırılması ve üstelik artışın yüzde 50'lere çıkarılması düşündürücü. Hem uygulama projesi olmayacak, hem de proje (avan) ile işi bakan yetkisiyle yüzde 50 daha artıracaksın. Uygulama projesi zorunluğu düşünülmemesi ve projesi olmayan bir işte artış zorunluluğundan söz edilmesi... Tüm bunlar şeffaflığı örseleyecek yaklaşımlar.
Yarışma ile yapılacak işlerin "yönetmeliğinin" hazırlanmasında yapım sürecinin temel aktörleri (üniversite ve meslek odaları) yer almalıdır (m. 53).
Yasaklar ve cezai sorumluluğun değerlendirilmesinde yasaklama kararları onaylanıp Resmi Gazete'de yayınlandıktan sonra bu kararların Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ile TOBB'ca incelenip, "yüklenici sicillerin tutulmasında" TMMOB ve TMMOB'ye bağlı ilgili odaların kesinlikle devreye sokulması ve yüklenicilerin (özellikle mühendis ve mimar meslektaşlarımızın) yasaklı olmadıklarına dair belgenin TMMOB ve bağlı ilgili odalarından istenmesi kuralına bağlanmalıdır (madde 57). Çünkü en son "Devlet İhale Yasa Tasarısı"nın madde 58 hükümlerinde; "Bu madde hükümlerine göre; haklarında kamu davası açılmasına karar verilenler, mahkeme kararı ile yasaklananlar ile birden fazla mahkumiyeti olanlar cumhuriyet savcılıklarına, yüklenici sicillerine işlenmek üzere ilgisine göre Bayındırlık ve İskân Bakanlığı veya Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'ne, meslek sicillerine işlenmek üzere "ilgili meslek odalarına bildirilir" denmektedir. İlgili odalar içinde TMMOB ve bağlı odalar da kastediliyorsa, TMMOB ve bağlı odalar bu bağlamda kesinlikle yetkilendirilmelidir.
Madde 64'te belirtilen, "Yapı denetimi ve sorumluluğuna ilişkin esas ve usullerinde" teknik müşavirlik kuruluşlarının nitelikleri ve sınıflandırılması ve çalışmasına ilişkin esas ve usuller yönetmeliği için TMMOB ve bağlı ilgili odaların görüşleri alınmalıdır. Ayrıca, imalat veya üretim aşamasında denetim ile muayene ve kabul işlemlerinin nasıl yapılacağı konusunda da diğer kurumlarla birlikte TMMOB ve bağlı odaların görüşleri alınması yanında bununla ilgili yönetmeliğin hazırlanmasında TMMOB ve bağlı odalar çağrılmalıdır. Ayrıca, "yapı denetim, denetim ve sorumluluğun uygulanması ve teknik müşavirlik kuruluşlarına ilişkin esas ve usullerin Bakanlar Kurulu'nca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenmesi kriterleri, 4708 sayılı yapı denetimi ile ilgili kanun (YDK) bütününde tekrar ele alınıp, 4708/YDKK'nın kapsamı genişletilmelidir. Çünkü, 4708 sayılı YDK salt özel yapıları içermekte, Devlet İhale Yasası (2886) bu kapsam dışındadır. Yani kamu yapıları 4708 sayılı YDK dışında tutulmuştur. Son Devlet İhale Yasa Tasarısı bu bağlamda yeniden biçimlendirilmelidir.
Üç ihale usulü
Uluslararası ihale uygulamalarına paralellik sağlamak amacıyla açık ihale usulü, belli istekliler arasında ve pazarlık usulü olmak üzere üç ihale usulü belirlenmiş. Açık ihale usulü ve pazarlık ihale usulünün gerekliliği yadsınamaz, fakat belli istekliler arasında ihale usulünün açıklık ve rekabet ilkelerini örseleyecek keyfiyetlere neden olacağı için iptal edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü, hukuki bağlamda birtakım olumsuzlukların da kapısını aralayacak bir ihale yöntemi olarak görülmektedir. Bakan onayı ile belirlenen teknik değerlendirme kriterleri ve puanlara göre yapılan önseçim sonucunda istekliler belirlenmektedir. Doğrusu keyfiyet boyutunda yeterlilikleri ve güçleri saptanan şirketlerin seçilmesindeki ölçüt belirtilmemektedir. Nasıl ki, il daimi encümenleri ile belediye encümeninin ihale yetkisi en son ve bir önceki tasarıda iptal edilerek duyarlı davranıldıysa, bu olgu bütününde de aynı duyarlılık gösterilmeliydi.
Taslağın en belirgin eksikliği; yüklenici tarifi ile kimlerin yüklenicilik yapabileceği konusunda yaptırımlar içermemesidir. Ülkemiz topoğrafyasının bilindiği gibi yüzde 90'ı fay hatları ile kuşatılmış durumda. 17 Ağustos-12 Kasım 1999 deprem felaketleri sonrası, 2886 dışında kalan (kamu yapıları) özel yapılar için yapı güvenliği adına kalıcı birtakım KHK hükmünde de olsa yasal yaptırımlar getirilmeye çalışılmıştı. Fakat bu da 4708 sayılı YDK ile örselendi. Güvenilir yapı inşaasında en büyük sorumluluğu yüklenici firmalar taşıdığına göre, bu kişi ve firmaları disipline edecek yaptırımları, mühendislik/mimarlık disiplini ve bilimi adına zorunluluk olarak görmeliyiz. Çünkü, son deprem felaketleri "Veli Göçer ve gibilerle duyarlı olmamızı gerektiren bir, fenomeni karşımıza çıkarmıştır. Bu bağlamda kesinlikle yüklenici sınıflandırması yapılmalı, kimlerin yüklenicilik yapacağı konusunda yaptırımlar getirilmelidir. Yüklenicilik hizmet akışı mühendislik kuralları bütününde gerçekleştiğine göre, yüklenici firma ve şirketlerin hisse oranının en az yüzde 51'i mühendis/mimarlarda ve teknik elemanlarda olmalıdır.
"Siyasilerin SİT alanı" gecekondu kuşakları ile kıyı kuşaklarını rant alanına dönüştürecek çarpık kent yapılaşmasına neden olan, kıyılarımızı kalitesiz beton tarlasına dönüştüren yap-satçı müteahhitleridir. Bu alanlarda kesinlikle mühendis/mimar etkin kılınarak ilgili firmalarda yüzde 51 hisse mühendislik disiplinlerine ait olmalıdır. Arsa sahipleri bu niteliğe sahip yüklenicileri tercih etmeli, sözleşmelerde bu olguları zorunlu kılacak yaptırımlara yer vermelidir. Bunun yanı sıra müteahhitlerin odalaşmasının önünü açacak yaptırımlar getirilmeli ve müteahhitlere platformlarında kendilerini disipline etme olanağı tanınmalıdır.
Kurulacak yüklenici odalarının, yatırımcı bakanlıkların, yerel yönetim birimi belediyelerin ve TMMOB ve bağlı ilgili odaların temsilciliklerinden oluşacak yüklenici izleme kurulu (YİK) oluşturulmalı, uygulama yönetmeliği ile de işlev ve içeriği saptanmalıdır.
Bir yüklenici ve kuruluşunda elinde ikiden fazla iş bulunmaması zorunluğu getirilmelidir.
Denetim
Tüm ihaleli işlerin denetimi; "4708 sayılı YDK'nın (Yapı Denetim Kanunu)" sorumluluk alanı genişletilerek, TMMOB bağlı ilgili odaların vermiş olduğu (15 yılını doldurmuş mühendis ve mimar kıstaslı ve ücretini yüklenici firmaların ödediği) "uzman/yetkin mühendis-mimar" belgeli mühendis ve mimarlardan oluşmuş kamu içindeki "yapı denetim birimlerince" yapılmalıdır. Ayrıca, kamu çalışanı mühendis ve mimarların görev ve sorumluluklarında (atamalarda) uzman mühendis ve mimar belgelerinin referans belgesi olarak değerlendirilmesi hususunda yaptırımlar getirilmelidir.
Amaç; "İhalelerde şeffaflığın, rekabetin ve kamuoyu denetiminin sağlanması, kamu kurum ve kuruluşlarının tek bir yasal düzenlemeye tabi olmaları, tahmini bedel baz alınarak indirim yapılmak suretiyle ihale yapılması yerine, işlerin istekliler tarafından piyasa rayiçlerine uygun fiyatlara göre tespit ve teklif edilen gerçekçi bedeller üzerinde ihale edilmesi ve yapı denetim sorumluluğun belirlenmesi" ise ve bu yaklaşım doğrultusunda, "günümüz değişen ve gelişen gereksinimlerine yanıt vermek, uygulamadaki aksaklıkları gidermek, Avrupa Birliği ve uluslararası ihale uygulamalarına koşutluk sağlamak ise" yukarıda belirlenen aksaklıkların giderilmesi yanında aşağıda işlenecek olan; uluslararası kuruluşlarla düşünüldüğü savlanan "ortak tasarı" ilkeleri de kesin dikkate alınmalıdır.
Her ne kadar; "şeffaf ihale" savlarında bulunulsa da, ilgili bakanlık ideolojisine yakın ekonomik rant ve siyasi rant çıkarsallığında yasayı biçimlendirmeye çalışırken, aynı zamanda ulus ötesi ekonomik rant gruplarının dayatmalarını da yasaya yansıtmanın uğraşı içinde ülkemizin AB üyeliği yanında, IMF ve Dünya Bankası'yla yaptığı görüşmelerde onların istemlerini yanıtlama konusunda önemli gelişmelerin yaşandığını gözlemliyoruz. Bu bağlamda, AB ve Dünya Bankası yetkilileriyle yeni bir ihale yasası tasarı taslağı hazırlandığı savlanmaktadır. Söylenenlere göre, 20.8.2001'de Türkiye'de Bakanlıklararası Koordinasyon Kurulu tarafından gözden geçirilecek olan taslak 17 Eylül'de Türkiye'ye gelecek AB ve Dünya Bankası uzmanlarına sunulacak ve uzmanlar olumlu görüş verirlerse, tasarı ekimde Meclis'e sevk edilecekmiş. Bu ortak tasarı, bir şekilde İMO'ya ulaşan en son DİK tasarısındaki madde 55'in (uluslararası anlaşmalar uyarınca yapılacak işler) genişletilmiş bir dayatması olarak görülebilir.
Değişimler
Taslak yasalaştığında aşağıda sıralanan değişimlerin yaşama geçeceği söylenmektedir:
A- Devlet İhale Kurulu kurulacak. (Buna İMO olarak ilgili meslek odalarının yer alması koşuluyla evet diyoruz),
B- İhale kurulu üyeleri, Babakan tarafından atanacak (olumlu bir yaklaşım olarak görüyoruz),
C- Kurul bağımsız ve idari birim olacak (olumlu bir yaklaşım),
D- Kurul, şartnamelerin hazırlanmasından, yapılan ihalelerin izlenmesine ve denetlenmesine dek birçok görev üstlenecek (bu yaklaşımı çok doğru buluyoruz. Önemli ve ciddi bir işlev),
E- Bugünkü karşılığı ile 150 milyar liranın altındaki ihaleler yasa kapsamı dışında tutulacak ve idareler tarafından gerçekleştirilecek (son derece sakıncalı) ve şeffaflığı bozan keyfiliği öne çıkaracak bir yaklaşım. Büyük işler parçalanarak yetersiz yandaş gruplara işlerin peşkeş çekilmesinin kapısını aralayacağı için bu yaptırıma İMO olarak karşı çıkıyoruz),
F- Birçok kamu kuruluşunun geçmişteki alımlarda başvurduğu "direkt kontrat" ya da "davet usulü ihale" yöntemleri tarih olacak. (Kişi ve gruplar ve yandaşlara ayrıcalık tanıyan uygulamalara son veren bu yaklaşımı İMO olarak çok doğru buluyoruz),
G- Askeri ihaleler dışında tüm ihaleler şeffaflık ilkesi doğrultusunda ihale kurulunun direktifleri doğrultusunda yapılacak (içerik bağlamında yetersiz buluyoruz. Askeri-kamu-sivil hepsinde; değişmeyen mühendislik/mimarlık biliminin kuralları evrensel ilkeler uyulandığına göre bu ayrıcalık niye?!...),
H- Özelleştirme işlemleri AB standartlarında yapılacak (Tahkim Yasası'nı tamamlayan, ulusal tasarrufun ulus ötesi sermayeye ayrıcalıklar tanıyan işlevdeki bu yaklaşıma karşıyız) tanım "Evrensel mühendislik/mimarlık kurallarının ve ülke çıkarlarının belirginleştirdiği standartlar dikkate alınmalıdır" şeklinde değiştirilmelidir.
J- AB, kurul çalışanlarına eğitim verecek (hayır! AB kurul çalışanlarıyla uluslararası ve mühendislik/mimarlık bilim standartlarını yakalamak için ortak seminerler düzenler biçimde olmalıdır) şeklinde bu son madde değiştirilmelidir.