31.08.2001 - 09:53 Yol ortaklığı ve Üzeyir Garih
İŞ DÜNYASI İLE SIRADIŞI / Berna SAĞLAM
berna@vakko.com.tr
Hepimiz daha okul yıllarında kendimize bir mesleği hedef alırız.
Bu bazen bir heves, bazen sevgiden kaynaklanır. Ya da o mesleğe sahip idoller vardır önümüzde. "Büyüyünce...gibi olacağım" diye başlar bu tür cümleler. Sonra üniversite zamanında bu meslek hedefi ya yoluna girmiş olur ya da ilk hedef olmayan diğer tercihlerden biri devreye girer.
Sonuç olarak, bir mesleğin diplamasını alırız. Asıl koşuşturma o andan itibaren başlar. Mesleki gelişimimizi sağlamak için çok çalışır, güncel bilgileri takip ederek kendimizi devamlı yeniler, bu işi yapan binlerce insan arasında yükselebilmek, kendimizi gösterebilmek için çabalarız.
Bazılarımız atıldığı yolda yapacağı işte bir ortak bulur kendisine.
Bu seçim çok önemlidir. Başarı yolunda verilen en önemli kararlardan biridir. Ortak kelimesi sözlükte, "birlikte iş yapan, kâr ve zararı paylaşan kişilerden her biri" anlamında açıklanmaktadır. Ortaklığın güzel bir örneğini acılı bir günde Üzeyir Garih'in cenazesinde İshak Alaton'dan dinledim.
Üzeyir Garih ve İshak Alaton meslek yaşamlarının ilk yıllarında 1954'te ortak olmuşlar. Ortak kelimesinin hakkını da yıllar yılı tam anlamıyla vermişler. Üzeyir Garih'in sinagogdaki cenaze töreninde, dua arasında yol ortağı, can dostu İshak Alaton, acısını bastırarak çok güzel bir konuşma yaptı. O kadar önemli, o kadar ders dolu bir konuşmaydı ki gözlerim doldu. Hem duygulandım, hem de başarının anahtarını veriyormuş gibi aklımda tutmaya çalıştım. İki ortağın iş felsefelerini ve prensiplerini anlatan bu konuşmada herkes için önemli dersler çıkarılacağını düşündüğüm sözlerden bazıları şunlardı:
n Çok varlıklı olmak ya da sektörümüzün en büyük markası olmak yerine güvenilir ve saygın olmanın önemini ön planda tuttuk.
n Sayısız hatalar yaptık. Ancak, doğrular kadar yanlışlarımıza da birlikte sahip çıktık. Bu yolculuk boyunca tek bir defa dahi "Bu senin hatan idi" demedik.
n Yavaş, ancak emin ve sağlam adımlar atarak geliştik.
n Şirketin en büyük zenginliğinin "insan kaynakları" olduğuna inandık ve inandırdık. Çalışanlarımıza güvendik.
Alaton, Üzeyir Garih'in eğitime verdiği önemden bahsederken bir insan hayatının sadece kendi hatalarından ders alarak akıllanmaya yetecek kadar uzun olmadığını, bu sebeple başkalarının hatalarından ders almanın genç yaşta başarılı olmanın sırlarından olduğunu vurguladığını da söyledi. Bunun için de kitap yazarak ve anlatarak gençlerle deneyimleri paylaşmanın onlara örnek olmanın çok gerekli olduğunu savunduğunu söyledi. Garih'in yaşarken var olan her şeyin olduğu gibi bilgi ve birikimin de ölümle son bulduğunu, ama yazılır ve paylaşılırsa hayatta kalacağını düşündüğünü söyledi.
Tören öncesi ve sonrası herkes Üzeyir Garih ile ilgili anılarını ve duydukları özelliklerini paylaşıyorlardı. Ben çalışma arkadaşlarına kulak kabarttım. Çünkü hayatının çok büyük bir bölümünü işine adamış ve zamanının çoğunu işinde geçiren biri olarak o ortamda nasıl bir yer edindiğini merak ettim. 6000 kişilik Alarko Grubu tabii ki orada değildi. Ama tüm ekibi temsilen gelen kalabalık bir grup vardı. Gözleri yaşlıydı. Onu şimdiden özlediklerini söylüyorlardı. Babacanlığı, sıcak tavırları, elemanlarını sevmesi ve sayması, onlara güvendiğini her fırsatta belli etmesi, en küçük bir başarıyı bile atlamayıp çalışanını kutlaması ve güleryüzü, en çok tekrar ettikleri noktalardı.
Sevgi ve saygı yine ön planda. Her kapıyı açıyor. İşini ve yöneticileri severek yapılan işler başarılara imza atıyor.
Bir insan binlerce kalp kazanarak, yaşamı boyunca öğrendiği ve deneyimlediği her şeyi paylaşarak, ülkesine faydalı birçok çalışma yaparak, başarılara imza atarak yaşayıp, öldükten sonra da unutulmayacak olmaktan başka ne isteyebilir?
Saygıyla anıyoruz.